DAVA ADAMLARININ BİLMESİ GEREKEN KONULAR.
Bir kısım cahiliyet mensubu gericiler ise Allah'ın varlığını çok
değişik şekillere büründürerek kabullenmekte, ibadet, amel ve hareketlerde gayet sapık davranışlar içine girmektedirler ki, bunun
temsilcileri Hinduizm ve benzeri paganist (put perest) lerdir. Yahudi ve hıristiyanların cahiliyeti de aslında bu statüdedir.
Bir kısmı ise Allah'ın varlığını kabul etmekte, hattâ buyruk ve
emirlerinin sadece ibadete müteallik kısmını ifa ederek Lâilâheilallah dâvasından büsbütün saptırıcı düşüncelere bağlanmaktadırlar.
Her türlü yaşayışlarında Allah'ın buyruklarına aykırı hareket ettikleri ve Allah nizamının dışında nizamları benimsedikleri halde bir
takım ibadetleri yerine getirerek dindar olduklarını sanmaktadırlar.
Bunların en büyük mümessilleri de kendilerine müslüman adını verdikleri halde cahiliyet hayatı yaşayan sadece kelimei şehadeti getirmekle dine girdiklerini kabul edip kelimei şehadetin gereklerini yerine getirmeksizin Allah'ın dininden ve nizamından başka nizam tanıyanlardır...
Aslında bu da bir öncekiler gibi cahiliyettir, şirktir...
Beşeriyetin bu günkü durumunu böyle açık bir perspektif ile
görmek; bütünüyle insanlığın korkunç bir cahiliyet uçurumuna doğru yuvarlandığını ve iğrenç bir gericiliğin içine doğru saplandığını
söylemek için yeter. Halbuki Allah'ın gönderdiği dinlerde temessül
eden islâm bir çok kere insanları bu bataklıktan kurtarmış ve en son olarak hatemülenbiya Hz. Muhammed Mustafa (S.A.)
tarafından kurtarılmıştır. Bu anlayış; günümüzdeki islâmî doğuş hareketinin önemli fonksiyonlarını belirleyeceği gibi insanlığı kurtarma hareketinde hangi noktadan harekete başlanacağını belirlemek
ve kesin adımı atmanın anını tesbit etmek bakımından son derece
ehemmiyeti haizdir.
Yeniden başlayacak olan islâm hareketi tıpkı ilk defa olduğu gibi önce insanları yeniden İslama çağırmalıdır.
İçine düştüğü bataklıktan kurtarmalıdır. Ve açıkça insanlara islâmın esaslarını açıklamalıdır, önce Allah'ın birliğine inanmaları gerektiğini, sonra yalnız
ve yalnız Allah'a ibadet ederek bütün hayat hadiselerinde Allah'ın
hükmünden başka hüküm tanımamalarını bildirmelidir. Ve bunlar
tahakkuk etmeden islâmdan söz edilemiyeceğini ve hiç kimsenin bunları yapmadan müslüman sıfatını kazanamıyacağını ve müslimanlara terettüp eden hukuki haklardan istifade edemiyeceklerini,
müslümanların onların mallarını ve ırzlarını korumakla mükellef
olamıyacaklarını bildirmelidirler. Bu hususlardan herhangi birisini
yerine getirmemekle bütünüyle islâmdan çıkılacağını ve insanları
tekrar Allah'ın dinine döndürmek için çalışması ve kulları kullara
kulluğun pençesinden kurtarması gereklidir...
- Bugün de içinde yaşadığımız dünya islâmdan sonra yuvarlandığı
cahiliyet bataklıklarından birisine yuvarlanmış bulunmaktadır. Buna karşı yeniden islâi diriliş hareketinin canlanması ve insanları
tekrar Allah'ın dinine döndürmek için çalışması ve kulları kullara
kulluğun pençesinden kurtarması gereklidir...
Bu konunun müslüman gönüllerde kesin ve kati olarak yeretmiş olması içabeder elbette. Beşeriyetin bu bahtsız devresinde yeryüzünü saran cahiliyet havasından kurtarıp bu uğursuz havayı dağıtacak olanların bu gerçekleri çok iyi bilmeleri gerekir.
Çünkü bu konu
kesin ve açık olarak ruhlarda yeretmedikçe yeni doğacak olan islâm
hareketi beşeriyetin bu sıkıntılı devresinde üzerine düşen vazifeyi
yapamaz.
Cahiliyet cemiyetinin karşısında bocalar, kesin bir tavır
takinamaz. Ve karşısına çıkan cahiliyet çığırını müslüman çığır olarak kabul edebilir, bu yüzden hakikî hedefi yitirip yanlış yollara sapabilir.
Hedefini yitirince de kendi yerini bulunduğu noktadan tesbit etmeye başlar ki, o takdirde ne yapacağını bilemez. Tahminlere göre
hareket eder. Halbuki tahminlerle gerçekler arasında çok uzak mesafeler bulunabilir... Sayılamayacak kadar uzak mesafeler...
cilt-8-say-302-303
Fiilen şatlar ayrılmadan önce davet devresi bazı kere uzayabilir.
Ama daha ilk andan itibaren akiide gerçeği üzerine ayrılma ameliyesi
şuurlarda yer etmiş olmalıdır...
Bazı kere bir millet içinde yetişmiş bulunan iki ümmetin birbirinden tamamen ayrılması uzun sürebilir, dâva adamları neslinden
bir çok kurbanlar ve fedailer çıkabilir, acılar ve elemler artabilir...
Ama nasıl olursa olsun Allah'm mü'min saflarla kâfir safların ayrılması gerektiği hususundaki emri mü'min gönüllerde muhakkak yeretmelidir ki, vaadi süphanî tahakkuk etsin... Birkaç nesil boyu bu
durum sürüp gidebilir ama Allah'ın vaadi mutlak gelecektir...
Beşer tarihi boyunca geçerli olan umumi kanun muhakkak tahakkuk edecektir...
Bugün bilumum insanlığı kaplayan ve geleceğini tehdit eden cahiliyet seline karşı durabilmesi için islâm hareketinin bu gerçeği bu
derece vazıh ve bu derece kesin olarak bilmesi ve kabullenmesi gerekir...
Bu, Allah'ın her zaman geçerli olan bir kanunudur. Muayyen
bir zamana veya mekana münhasır değildir. Mademki yeni filizlenmekte olan islâm hareketi bu gün insanlığın tarih içerisinde düştüğü
cahiliyet bataklıklarından bir bataklıkla karşı karşıya bulunduğunu
kabullenmek de ve madem ki bu cahiliyet bataklığını kurutmak için
çağlar boyu gelmiş geçmiş peygamberlerin getirdikleri akideyi getirmekle görevli olduklarını bilmekte ve ancak böylece cahiliyet ortamını yok edebilmenin mümkün olacağını öğrenmektedirler, öyleyse
müslüman kitle hiç bir şeye aldırmadan yolunda yürümelidir. Yolunun nerede başladığını ve nerede bittiğini gayet iyi bilmelidir...
Yolun başlangıç noktasiyle bitiş noktası arasındaki mesafeyi ve bu mesafede yapmaları gereken şeyleri önceden açıklığa kavuşturmalıdırlar. Ve yakînen bilmelidir ki, Allah'ın kanunu muhakkak işleyecek
ve en sonunda müttakileri galip geleceklerdir...
cilt-8-say-306


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder