19 Kasım 2013 Salı

"Küfredenlere kurdukları düzenler güzel gösterildi Ve doğru yoldan alıkonuldular. Allah kimi saptırırsa ona doğru yolu gösteren bulunmaz."...



"Küfredenlere kurdukları düzenler güzel gösterildi Ve doğru
yoldan alıkonuldular. Allah kimi saptırırsa ona doğru yolu gösteren
bulunmaz."...

Şu halde meselenin aslı şudur. Bunlar küfredip iman delillerini gizlediklerinden ve kendi ruhlarını hidayet gerçeklerinden uzaklaştırdıklarından ötürü Allah'ın değişmez kanununa müstahak olmuşlardır. Sonra bu durumlarının doğru olduğunu sanmışlar, düzen
ve oyunlarının, hidayet dâvasına karşı yaptıkları hareketlerin iyi ve
güzel olduğunu sanmışlardır.

 Bunun üzerine Allahüteâlâ da onları doğru yoldan uzaklaştırmıştır. Dalâlette yürüdüğü için iradei ilâhinin murat ettiği kimseyi doğru yola getirecek birisi yoktur.
Çünkü
kulların yaptıkları hareketler Allah'ın kanunlarının cereyanını icabettiriyorsa kim alıkoyabilir onu?.. Bu sapık ve çarpık kalblerin tabii
sonucu elbette azap olacaktır.
 "Onlara dünya hayatında azap vardır."... -
Eğer başlarına bir musibet gelir de yurtlarının yakınına bir bela
düşecek olursa korkutur onları, kararsızlık içinde kıvrandırır durur.
Bela geldi gelecek derken yıpranır giderler.
Veya kalblerinin
verdiği güzellikten mahrum olur ve katılaşır o zaman da bir başka
tür azap çekerler, imanın verdiği huzurdan mahrum kalblerin kararsızlığı şüphesizki en büyük azaptır.
Hadiselerin_gerisındeki
büyük hikmeti farketmeksisin büyük musibetlerle karşılaşrnakta bir
başka tür azaptır.
Olduğu gibi bırakıyor azabı ve âyeti kerîme insanı hudutsuz tasavvur ve tahayyülerle başbaşa terkediyor:
"Allah'a karşı onları koruyacak kimse de yoktur."...
Allah'ın verdiği azaptan koruyacak kimseleri yoktur onların.
Allah'ın indirdiği azaba hiç kimse tarafından korunmaksızın düçâr
olacaklardır...
cilt-8-say-553-554
**************************

1 yorum:

  1. "Küfredenlere kurdukları düzenler güzel gösterildi Ve doğru
    yoldan alıkonuldular. Allah kimi saptırırsa ona doğru yolu gösteren
    bulunmaz."...
    Şu halde meselenin aslı şudur. Bunlar küfredip iman delillerini gizlediklerinden ve kendi ruhlarını hidayet gerçeklerinden uzaklaştırdıklarından ötürü Allah'ın değişmez kanununa müstahak olmuşlardır. Sonra bu durumlarının doğru olduğunu sanmışlar, düzen
    ve oyunlarının, hidayet dâvasına karşı yaptıkları hareketlerin iyi ve
    güzel olduğunu sanmışlardır.
    Bunun üzerine Allahüteâlâ da onları doğru yoldan uzaklaştırmıştır. Dalâlette yürüdüğü için iradei ilâhinin murat ettiği kimseyi doğru yola getirecek birisi yoktur.
    Çünkü
    kulların yaptıkları hareketler Allah'ın kanunlarının cereyanını icabettiriyorsa kim alıkoyabilir onu?.. Bu sapık ve çarpık kalblerin tabii
    sonucu elbette azap olacaktır.
    "Onlara dünya hayatında azap vardır."... -
    Eğer başlarına bir musibet gelir de yurtlarının yakınına bir bela
    düşecek olursa korkutur onları, kararsızlık içinde kıvrandırır durur.
    Bela geldi gelecek derken yıpranır giderler.
    Veya kalblerinin
    verdiği güzellikten mahrum olur ve katılaşır o zaman da bir başka
    tür azap çekerler, imanın verdiği huzurdan mahrum kalblerin kararsızlığı şüphesizki en büyük azaptır.
    Hadiselerin_gerisındeki
    büyük hikmeti farketmeksisin büyük musibetlerle karşılaşrnakta bir
    başka tür azaptır.
    Olduğu gibi bırakıyor azabı ve âyeti kerîme insanı hudutsuz tasavvur ve tahayyülerle başbaşa terkediyor:
    "Allah'a karşı onları koruyacak kimse de yoktur."...
    Allah'ın verdiği azaptan koruyacak kimseleri yoktur onların.
    Allah'ın indirdiği azaba hiç kimse tarafından korunmaksızın düçâr
    olacaklardır...
    cilt-8-say-553-554

    YanıtlaSil