5 Ekim 2013 Cumartesi

(27) Hüseyin Sayim

(27) Hüseyin Sayim
NEFİSLE CİHAD EN BÜYÜK CİHADDIR ALDATMACASI ! 
EN BÜYÜK CİHAD , KİŞİNİN EN ÇOK SEVDİĞİ CANINI VE MALINI ORTAYA KOYARAK YAPTIĞI CİHADDIR


Eskiden beri İslam düşmanları cihadın kendileri için arz ettiği tehlikeyi bildirmişlerdir. Cihad baki kaldıkça kendilerinin batıllarıyla yaşayamayacaklarını , devletlerinin (güç ve kuvvetlerinin) olamayacağını bildiler. Ayrıca Müslümanların tek sesle , ALLAH’ın adıyla ve O’nun bereketiyle cihadı ilan ettiklerinde önlerinde hiçbir engelin duramayacağını biliyorlar. Çünkü Müslümanlar iki iyilikten birini istiyorlar. ALLAH’da onların yardımcısıdır. Tüm bunları , yarım asırdan daha az bir zamanda dünya küresinin yarısını fetheden bu ümmetin selefinin sahifelerinden anlıyoruz.
Buradan hareketle , bu korkunç , karmaşık problemleri çözmeyi ,tefekkür etmeye başladılar.Müthiş çaba gösterib çalıştılar. Onun için de bir çok çözüm buldular. Onların en muhkemi , en başarılısı , amaçlarını en iyi bir şekilde gerçekleştireni , barışçı yollarla Müslümanları cihaddan alıkoymaktı. Hakikatten problem çözüldü. Onlar da sofralarına oturup cihaddan mustarih bir şekilde emin ve mutmain olarak yiyip içiyorlar. Ülkelere hükmedip insanları köleleştiriyorlar.
Müslümanları cihaddan geri çeviren , uzun bir zamandan günümüze dek zelil bir şekilde oturtan şey; cihadın büyük ve küçük diye ikiye ayrılmasıdır.
Dediler ki ; küçük cihad kafirlerle mücadele , büyük cihad da nefis ve şeytanla mücadeledir.Bu düşmanlar uyanık insanlardır.Biliyorlar ki insanoğlu diri kaldıkça nefis ve şeytandan kurtulamaz.

Hayatı boyunca onu cihaddan alıkoyacak bir görev verdiler kendisine . Rasulullah’ın (s.a.v) ,Müslümanların gönlündeki büyüklüğünü bildiklerinden , kendisi için Rasulullah’ın (s.a.v) dili üzerine uydurma bir hadis öne sürdüler. O da şudur:

“…Küçük cihaddan büyük cihada döndük….” Bunu da Müslümanların kitaplarına sokuşturdular.
Dinde aldanmış , miskin arkadaşlar (!) bunu görünce “ nefis ve şeytanla mücadle en büyük cihad olduğuna göre küçük cihadı ne yapayım” diyerek uzun tesbihini alıp , ibadetgahına çekilip nefis ve şeytanıyla mücadele ederek Rabbine ibadet etmeye başladı. İçlerinde daha hayır taşıyan bazılarında ise büyük cihadı bitirdikten sonra küçük küçük cihada niyetli olanlar da var , ancak nafile ! Bunu nasıl yaparlar?

Hadis kitaplarında bu hadisin varlığı mutlak surette yoktur.

Hatib-i Bağdadi, Cabir’den (r.anh) olan başka bir senedle rivayet eder:
“Rasulullah (s.a.v)bir gazveden dönüyordu. rasulullah (s.a.v) onlara şöyle dedi:
“ Hayırlı bir yerden döndünüz, küçük cihaddan büyük cihada döndünüz”
“Büyük cihad nedir ? Ey ALLAH’ın Rasulü? “ dediler.
“Kulun nefsiyle mücadelesidir.” dedi (Tarihu’l Bağdad: 13/493)

Senedinde Halef b. Muhammed b.İsmail el Hayyam var. Hakim “onun hadisi sakıttır” derken , Ebu’l Yala el Halil’de “o karıştırmış , o çok zayıftır, bilinmeyen metinleri rivayet etmiş “ demiştir.
(Tehzibu’t-Tenzib:11-261-262)


İmam İbn Teymiye şöyle der:
“Bazılarının Tebük seferi dönüşünde , Rasulullah’ın ; “ küçük cihaddan büyük cihada döndük” şeklinde söylediğini rivayet ettikleri hadisin aslı yoktur. Nebi’nin (s.a.v) söz ve fiillerini bilen hiç kimse bunu rivayet etmemiştir. Kafirlerle cihad ,amellerin en büyüğü , hatta insanın yapacağı en büyük iyiliklerdendir. Tüm bunlardan sonra sonra hadisin mevzu olduğu hususunda şüphe edecek değilim”
(El Farku Beyne Evliya-i Rahman ve Evliya-i Şeytan s. 44-45)

Az güvenilir ve tabii olan İbrahim b. Ebi Able’den şöyle rivayet edilmiştir:
“Gazadan dönenlere (rasulullah) şöyle demiştir:
“ Şüphesiz küçük cihaddan döndünüz, bundan sonra büyük cihada , kalp cihadına ne yapacaksınız?” (Siyer-u Alamu’n Nubela: 6/324)

Dârakutni der ki : “İbrahim b. Ebi Able kendi nefsinde güvenilirdir. Ona giden yollar safi değildir.
“Derim ki , bu sözü bu imama sözün zayıflığını beyan etmeden isnad etmek caiz değildir” diye düşünüyorum.
Bunun ondan geldiğinin sıhhatini varsaydığımızda dahi o bir beşerdir ; doğru da yapar , yanlış ta. Mücahidlere hitab etmesine rağmen masum değildir.
Kafirlerle savaştıklarında kalple olan cihada ne yapacaklarını soruyorlar?
Çünkü nefis hayatta kalabilmek mücahidi firara yöneltebilir, yahut bunun dışında bir şeye , mesela infak etmemeye sevk edebilir. O takdirde kafirlerle mücadele ettiği bir esnada , nefsiyle de mücadele eder. İbrahim’in görüşünde büyük ve küçük cihad , kafirlerle mücadelededir. Aynı anda iki cihadı bir araya getirdiğinden dolayı büyük cihad demiş olabilir.Bunun itibara alınması ihtimali vardır. Ancak kendi ibadethanelerinde oturup , insanlardan el- etek çeken kişi aslında ne büyük ne de küçük cihad içerisindedir. Hakikatte o nefsinin arzusuna tabidir. Çünkü nefsi ona bunu sevdirmiştir. Şeytan da ona bunu süslemiştir. Sonra eğer bu büyük cihad ise , o zaman , insanlardan ayrı olarak hayatlarını ağaç yapraklarını yemekle idame eden rahipler sınıfı ile hayatlarını oruç ve kulluğa veren Budistlerin yaptıkları bu işle, dünyanın en mutlu ve bahtiyar insanları olmaları gerekir. Halbuki bunu hiçbir akıllı söyleyemez.

Dikkat ederseniz yukarıdaki uyduruk söz , ne Kutub-i Titte de , ne sahih Buhari , Muslim , ebu Davud , Tirmizi , Nesai , ibn Mâce , Ahmed bin Hanbel'in Musned''inde, ne de İmam Malik'in Muvatta'sı vs. gibi hiç bir sahih hadislerde yoktur !!
1., 2., hatta 3. dersecden sayılan hadis kitapların arasında bile bu uydurma rivayet bulunmamaktadır. Hatib el Bağdadi'nin Tarık el bağdadi isimli kitabı tarih kitabıdır. Bu yüzden aralarında uydurma olması doğladır!


Bu hadis uydurmacısının İslam ve ehline karşı kindar oluşundan şüphemiz yoktur. Sofular bunu rahatlıkla aldılar. ALLAH hepimizi bağışlasın. Sonra bu alçalış ve gerileme döneminde o kültüre mensup bazı kişiler bunu kabul etmiş ve risaleler halinde de İslami kitab evlerine sürmüşlerdir.
Kitaplarında bu hadisi savunup , onu zayıf gören veya derecesini az görenlere körü körüne saldırıyorlar. ALLAH (c.c.) bizleri ve onları doğrı yola hidayet etsin. ALLAH yolunda cihada denk gelecek hiçbir şey yoktur. Bu delil itirazlara yeter.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder