15 Kasım 2013 Cuma

Hiç bir zaman insanlar dinsiz yaşayamazlar.

Hiç bir zaman insanlar dinsiz yaşayamazlar. 
Mutlaka bir din edinmek zorundadırlar. Ama Allah'ın dinine bağlanmayanlar muhakkak Allah'tan başkasının dinini benimseyeceklerdir. 
Hayatın değişik cephelerinde ortaya çıkan değişik şekillerdeki tanrılara kul olacaklardır.
Ya şehvetlerinin ve arzularının pençesine düşecek ve hudut nedir bilmeksizin, kontrol nedir yapmaksızın onun kulu olacaklardır...
Ve böylece insani hususiyetlerini kaybedecekler ve hayvanlar derekesine düşeceklerdir.
"Küfredenler ise hayvanlar gibi yerler, eğlenirler ve onların durağı cehennemdir."35
Muhakkak ki insanın insanlığını kaybetmesi kadar büyük kaybı
yoktur. İnsan oğlu Allah'ın dininden çıkar çıkmaz insanlığını kaybeder ve hayvanların seviyesine iner. Şehvetlerin ve arzuların kulu
kölesi olur.
Daha başka türlü tanrılara da kul olurlar. Daha başka şeylerin
de pençesine düşerler. Kendiliklerinden hükümler vazeden liderlerin, devlet adamlarının kulu olurlar. Bu hükümleri vazedenlerin
menfaatin dan başka hiç bir şeyi gözetmeyen buyrukların mahkûmu
olurlar. Onlar diledikleri gibi tasarruf ederler hayatlarında. Bu sahte tanrılar gerek hükümler koyan bir ferdin hakimiyeti şeklinde ortaya çıksın, gerekse bir ırkın, bir kitlenin hakimiyeti tarzında ortaya çıksın değişen bir şey yoktur.

Allanın şeriatını tanımayan ve Allah'ın hükümlerine dayanmayan bütün beşerî nizamlar da insanlığın düştüğü seviyelere göz atmak bunu görebilmek için kafidir.

Ne var ki kullara kul olmak, sadece yöneticilere, liderlere ve kanun koyuculara kul olmakla bitmez.

Bu açıkça görülen bir şeklidir
kulluğun ama hepsi bundan ibaret değildir... Daha başka şekilleri de
vardır kullara kulluğun. Çoğunlukla gizli olur bunlar ama zaman
zaman açık şeklinden çok daha beter ve fazla olur.. Bunun en açık
örneği modaya kul olanlardır. Moda evlerinin insanlar üzerindeki hakimiyetini vakıa hiç bir beşeri müessesede görmek mümkün değildir...

Şu kendilerinin medeni olduğunu söyleyenler... Hepsi hepsi
modanın kulu durumundadırlar. Moda yaratıcıları tarafından ortaya
sürülen bir kıyafeti —ister çırılçıplak olsun, ister kapalı, ister binecekte olsun ister giyecekte, ister eğlencede olsun ister gezinti yerlerinde— modanın geçerli okluğu her alanda hiç bir cahil i ye t mensubu
erkeğin veya kadının kaçınması veya yerine getirmemesi mümkün
değildir. İşte kulluğun daniskası...

Kim çıkabilir modanın dışına bunlardan?... Şayet şu medeniyet adı verilen cahiliyetin mensupları moda evlerine kul oldukları, bağlandıkları kadar Allah'a kul olup bağlansalardı şüphesiz ki son derece zahit birer mümin olurlardı...

Ve eğer bunların bu bağlılığına kulluk denilmezse neye denilecektir?

Eğer bu modacılar bunların hakimi ve tanrısı değilse hakimiyetin ve
tanrılığın anlamı nedir? ...

Çoğu kere zavallı, hem de çok zavallı kadınlara rastlıyoruz, öyle
dekolte kıyafetler giyiniyorlar ki ne şekillerine uyuyor, ne bedenleri
ne de yapılarına. O derece boy anıyorlar ki alay konusu olmaktan,
gülünç duruma düşmekten başka bir şeye yaramıyor. Ne var ki modanın güçlü tanrıları ve modanın hakim gücü alt ediyor onları ve bu
derece küçülterek herkese gülünç, âleme rüsvay olmalarını sağlıyor.
Karşı koymak mümkün mü modaya? Bu uydurma tanrıların kulluğundan kurtulmak ne mümkün?...

Çünkü çevresini saran cemiyet ,
bütün bütün moda tanrısının kulları, köleleri, o nasıl kurtarsın kendisini bu iğrenç putun elinden?.
Eğer bunun adı da kulluk, kölelik değilse nedir?.. Hakimiyet ve
tanrılık bu değilse nedir?..

Bu sadece insanların Allah'a kul olmadıkları takdirde kul olacakları noktalardan bir tanesidir Allah'tan başka kullara kul olanların bağlanacağı uydurma dinlerden sadece birinin örneğidir...

Şu halde sadece yöneticilerin, devlet adamlarının ve kanun koyucuların
kulu kölesi olmak biricik kulluk şekli değildir. Beşerin beşere kulluğu, beşerin beşere hakimiyeti tek bir kulluk ve hakimiyet şeklinde
olmaz, çok değişik şekilleri vardır onun...

İşte buradan anlıyoruz tevhit akidesinin önemini. Allah'ın dinine
bağlananların ruhlarının, ırzlarının, mallarının nasıl korunduğunu ve
Allah'ın dininden başka dinlere bağlanmış bulunanların, kısacası Allah'tan başkalarına ve başka şeylere kul olanların bu noktalarda hiç
bir koruyucularının bulunmadığını görüyor ve tevhidin kıymetini
idrâk ediyoruz.

Bu kulluk, kanun koyucuların hâkimiyeti seklinde
olabilir, geleneklerin ve alışkanlıkların hâkimiyeti şeklinde olabilir,
basit düşünce ve inançların hâkimiyeti şeklinde olabilir...

Gerek inanç ve gerekse düşünce alanında Allah'ın dininden başka dinlere ve yollara bağlanmak demek bitmez tükenmez evham ve
hurafelerin bataklığına gömülmek demektir...

Putperest cahiliyetlerde bunun değişik şekillerini görüyoruz. Avam takımının bağlandığı hurafe ve efsaneler de bu cahiliyetin bir başka şeklidir.

Sakat bir düşünce ve yanlış bir inanç uğrunda nice malların, mülklerin
kurban edildiğini hattâ zaman zaman çocukların bile adandığını görüyoruz. Bu düşünceler ve hurafelerin sardığı insanlar devamlı olarak uydurma tanrıların şerrinden korkuyorlar, bu tanrılarla ilgi kuran rahiplerin ve dîn adamlarının belâsından çekiniyorlar. Cinlerle,
şeytanlarla, ifritlerle ilgi kuran esrarengiz kimselerin ve büyücülerin hemen üzerine indirecekleri felâketlerden korkup duruyorlar...
Daha nelerden nelerden?... Boyunları bükülene, takatları bitene,
enerjileri bu sahalarda mahvolup gidene kadar korku ve dehşet içinde, ümit ve arzu içinde yıpranıp gidiyorlar...

Moda evlerine kulluğun sadece örfler ve âdetler hâli üzerinde
durduk ve bu uğurda payimal olan ırz ve namus noktalarını ele aldik. Ya bu uğurda harcanan paralar, boşa akıtılan enerjiler ve öldürülen vakitler?...

Orta gelirli bir Aile, parfümler, boyalar, rujlar, pudralar, koaföre gidip saç yaptırmalar, ondüle ettirmeler ve her yıl modası değişen
elbiselik kumaşlar ve tuvalet takımları için...

Sonra aynı modaya uyarak değişen ayakkabılar, saça, tuvalete, ayakkabıya uygun düşmesi gereken süs eşyası için... Ve bu uğursuz putların istedikleri saymakla bitmeyen diğer şeyler için...

Normal gelirli bir aile gelirinin
en azından yarısını bu uğurda harcıyor. Bir gün diğerini tutmayan
bu her an değişen modacı tanrıların buyruklarını yerine getirmek ve
istediklerini yapmak için gelirinin yarısını harcıyor. Çalışmasının
yan semeresi bu uğurda akıp gidiyor. Üstelik te harcadığı enerjisi
caba... Kim var bunların ardında? Bu tanrıların ihdas ettiği dünyalara kurulmuş bulunan fabrika ve imalathanelerin ardında yahudi bankerler ve kapitalistler oturmuş bulunuyorlar... Ve modaya uyan
bir kadın, yahut bir erkek bu yorucu çalışması ve çırpınması içinde
bir an olsun durup ta bu iğrenç dinin emirlerini yerine getirmekten
kaçınamıyor ve bu uğurda malı gidiyor, emeği gidiyor, ırzı ve ahlakı
payıma! oluyor, ama bîr kere de olsun bu uydurma tanrının karşısına çıkıp res çekemiyor...

Kulluğun bir başka çeşidi de insanlara hüküm koyan insanların
buyruklarına uymanın yüklediği mükelefiyetierdir... Bir Allah kulunun Allah'a sunduğu bir kurbanın mukabilinde Allah'tan başka
hakim tanrılara kul olan insanlar bin bîr katı kurbanlar takdim ederler de yine yakalarını kurtaramazlar. Mallarını nefislerini ve ırzlarını bu uğurda feda ederler de yine bitmez...

Putlar vardır dikilir bu tanrılar adına... Kimisinin adı "vatandaşlıktır''... Kimisinin adı "cinsiyettir''... Kimisinîn adı "sınıf hakimiyetidir"... Kimisinin adı "üretim imkânlarıdır"... Ve daha burada sayılmayacak kadar çok ve çeşitli putlar dikilir bu tanrılar adına...

Bu uğurda bandolar çalınır, işaretler çekilir ve putçular puta
tapanlardan putları uğrunda tereddüt etmeksizin mallarını ve canlarını feda etmelerini isterler. Aksi takdirde bu hususta gösterilecek
bir tereddüt hıyanettir gayeye, en büyük utanç vesilesidir... Hattâ bu putların istekleriyle çatışan konu ırz ve namus konusu dahi olsa
feda edilecek elbette ve bu fedakârlık uğrunda kan dökülecek kadar
büyük bir şeref vesilesi olur...

Çünkü böyle bağırır o putların etrafına dikilmiş bulunan borazanlar... Ve bu borazanların ardında da
yöneticilerden müteşekkil tanrılar kurulup otururlar.

Gerçekten de yeryüzünde yalnız ve yalnız Allah'a kulluğu tahakkuk ettirmek, insanları taşlara, putlara ve şeytanlara tapınmaktan kurtarmak ve insanlığın hayatını Allah'ın irade buyurduğu o
yüce seviyeye ulaştırabilmek için yapılan Allah yolunda cihadın gerektirdiği bütün fedakârlıkların...
Bir kaç mislini sarfederler Allah'tan başkasına kul olanlar...
Allah yolunda cihat ettikleri takdirde
mallarını, çocuklarını ve ailelerini kaybetmekten korkanlar, şehit
olup ölmenin eziyetinden, acısından ve kaybından endişe edenler...

Düşünsünler bir kere Allah'tan başkasına kul oldukları tekdirde
kaybedecekleri malları, canları, çocukları ve bunların da ötesinde ahlâk ve namusları... Muhakkak ki Allah yolunda cihat etmek onlara Allah'tan başkasına kul olanlara yüklenen mükellefiyetlerden
çok daha az mükellefiyetler yükler. Bunun da ötesinde, o pislikler,
o utanılacak haller ve o zilletler...
cilt-8-say-291-295-Seyyit kutup

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder