21 Kasım 2013 Perşembe

insanlığın hayatı ancak ve ancak liderliği Hz. Muhammed'in getirdiği gerçeklerin serapa hak olduğunu bilen akıl ve basiret sahibi kimseler ele aldıkları zaman düzelebilir...

insanlığın hayatı ancak ve ancak liderliği Hz. Muhammed'in getirdiği gerçeklerin serapa hak olduğunu bilen akıl ve basiret sahibi kimseler ele aldıkları zaman düzelebilir... 
Bu gerçekleri bildikleri için onlar Allah'a verdikleri fıtri ahidlerini yerine getirirler. 
Hz. Adem'den ve soyundan alınan sözü yerine getirirler. Yanlızca Allah'a ibadet eder ve onun dinine bağlanırlar. O'ndan başka kimsenin emrini benimseyip emrine tâbi olmazlar. Bunun için de Allah'ın birleştirilmesini emrettiği şeyleri birleştirir ve Rablerinden korkarlar.
Allah'ın gazabını mucip bir şey yapmaktan sakınırlar ve kötü bir hesap vermekten çekinirler. Attıkları her adımda ve aldıkları her nefeste âhireti hesaba katarlar. Gittikleri yolda Allah'a verdikleri söze sadakat gösterir ve doğru yoldan ayrılmazlar... Namazlarını kılarlar, gizli açık infak ederler. Yeryüzündeki kötülükleri ve bozgunculuğu iyilik ve güzellikle yok ederler...
Yeryüzü insanlığının hayatı ancak ve ancak böyle basiretli liderler elinde normal seyrine devam edebilir. Ve onlar Allah'ın gösterdiği hidayet yolunda yürürler. Ve bütünüyle hayatı bu ilâhî nizama göre kurmaya, şekillendirmeye çalışırlar. 
Yoksa şu sapık liderler ile, şu kör kılavuzlarla Allah'ın indirdiği gerçeklerden haberdar olmayan ve bu gerçekleri bilmeyen bu yüzden de Allah'ın istediği
nizamdan başka nizamlar peşinde koşan kumanda mevkileriyle insanlığın kurtulması mümkün değildir... 
Ne feodalite, ne kapitalizm,
ne komünizm ne de ilmî sosyalizm kurtarabilir insanlığı... Çünkü bu sistemlerin hepsi de Hz. Muhammed'e indirilen gerçeklerden habersiz körlerin kurdukları sistemlerdir bunları ne düzeltmek mümkün olur ne de doğrultmak... 
insanlığı ne teokratik düzenler'
ne de demokrasi veya diktatörlükler kurtarabilir... 
Çünkü hepsi de aynıdır ve körlerin elinden çıkmıştır... Hepsi de Allah'tan başka ilâhlar korlar kendiliklerinden, bu uydurma ilahlar hayat sistemlerini ve idare nizamlarını tanzim ederler. Allah'ın izni olmaksızın hükümler koyarlar ve Allah'tan başkalarının dinlerine tâbi ederler onları,..
Kur'an âyetlerinden çıkararak söylediğimiz bu gerçeklerin en
açık delili şu yirminci asrın cahiliyetinin elinde yeryüzünün her tarafını kaplamış olan korkunç bozukluklardır... 
Yeryüzünün doğusunda batısında insanlığın yüz yüze geldiği acı felaketler ve sıkıntılardır bunun delili... 
Feodel idarelerde, kapitalist idarelerde, kominist doktrinlerde ve ilmî sosyalizm savunan sistemlerde karşılaştığımız bu kötü felaketlerdir bunun delili... 
Diktatörlükler ve demokrasiler de bunlardan hiç geri kalmaz...   Hepsinde de insanlar bir acı içinde kıvranıyorlar... Hepsinde de bir sıkıntı, bir huzursuzluk ve kararsızlık hâkim. Bahtiyar olanları yok içlerinde... 
Çünkü birinin diğerinden farkı yok... Hepsi de aynı. Hepsi de saydığımız bu körlerin elinin mahsulü... 
Evet Allah'ın resulü Muhammed Mustafa ya gelen gerçeklerden habersiz olan körlerin   ortaya attığı sistemler... Halbuki yalnız ve yalnız gerçek odur... Bu körler Allah'ın nizamına ve prensiblerine uymadıkları için, hayatlarını Allah'mın kanun ve emirlerine göre tanzim etmedikleri için huzursuzluk üstüne huzursuzluk getirmektedirler insanlığın başına...
Şüphesiz ki müslüman — Allah'a inandığı ve Hz. Peygambere
gelen gerçeğin biricik gerçek olduğunu bildiği için — Allah'ın hayat nizamından başka bütün nizamları reddeder... 
İçtimaî, siyasî, ekonomik ve kültürel sistemlerin hiç birisini kabul etmez. Bir tek sistem tanır, Allah'ın sistemi... Bir tek doktrin tanır, Allah'ın doktrini... Bir tek yol tanır, Allah'ın salih kulları için gösterdiği yol...
Allah yapısı olmayan bir sistemi, bir nizamı ve bir doktrini benimsemek bizzat insanı Allah'a teslimiyetin sınırları dışına iter. 
Allah'a teslimiyet ise yalnız ve yalnız Allah'ın dinine bağlanmaktır...
Allah yapısı olmayan bir sistemi kabullenmek islâmın ana mefhumlarına aykırı olduğu gibi, yeryüzünde Allah'ın hilafeti vazifesinin körlerin eline teslimi manasına da gelir... 
Zaten onlar Allah'a verdikleri ahdi bozmuşlar ve Allah'ın birleştirilmesini emrettiği şeyleri kopararak yeryüzünde fesat çıkarmışlar ve bu yüzden kör olmuşlardır... 
Şurası muhakkak ki yeryüzünde dalgalanan bu fesat
denizinin kör liderler ve kör kumanda sistemleriyle yakından hemde çok yakından ilişkisi vardır...
Uzun tarihi boyunca beşeriyet korkunç acılar çekmiş'muhtelif
sistemlerin ve değişik doktrinlerin elinde, kör liderlerin kılavuzluğunda başını bir o yana bir bu yana vurmuş durmuştur... 
Bu körler kadrosu çağlar boyunca bazan filozof elbisesini giymiş, bazan mütefkir kılığına bürünmüş, bazan kanun koyucu kıyafetini seçmiş ve
bazan da politikacı şeklinde ortaya çıkmıştır... Ama hiç birisi de zavallı insanlığa saadet yüzü göstermemiştir... Hiç birisi insanın insanlığını yüceltememiştir.
İnsanlar yeryüzünde Allah'ın hilafeti vazifesini yüklenecek seviyeye ancak ve ancak bu ilâhi nizamın gölgesi altına yükselebilmişlerdir, o da bu nizamın hâkim olduğu çağlarda...


1 yorum:

  1. insanlığın hayatı ancak ve ancak liderliği Hz. Muhammed'in getirdiği gerçeklerin serapa hak olduğunu bilen akıl ve basiret sahibi kimseler ele aldıkları zaman düzelebilir...
    Bu gerçekleri bildikleri için onlar Allah'a verdikleri fıtri ahidlerini yerine getirirler.
    Hz. Adem'den ve soyundan alınan sözü yerine getirirler. Yanlızca Allah'a ibadet eder ve onun dinine bağlanırlar. O'ndan başka kimsenin emrini benimseyip emrine tâbi olmazlar. Bunun için de Allah'ın birleştirilmesini emrettiği şeyleri birleştirir ve Rablerinden korkarlar.
    Allah'ın gazabını mucip bir şey yapmaktan sakınırlar ve kötü bir hesap vermekten çekinirler. Attıkları her adımda ve aldıkları her nefeste âhireti hesaba katarlar. Gittikleri yolda Allah'a verdikleri söze sadakat gösterir ve doğru yoldan ayrılmazlar... Namazlarını kılarlar, gizli açık infak ederler. Yeryüzündeki kötülükleri ve bozgunculuğu iyilik ve güzellikle yok ederler...
    Yeryüzü insanlığının hayatı ancak ve ancak böyle basiretli liderler elinde normal seyrine devam edebilir. Ve onlar Allah'ın gösterdiği hidayet yolunda yürürler. Ve bütünüyle hayatı bu ilâhî nizama göre kurmaya, şekillendirmeye çalışırlar.
    Yoksa şu sapık liderler ile, şu kör kılavuzlarla Allah'ın indirdiği gerçeklerden haberdar olmayan ve bu gerçekleri bilmeyen bu yüzden de Allah'ın istediği
    nizamdan başka nizamlar peşinde koşan kumanda mevkileriyle insanlığın kurtulması mümkün değildir...
    Ne feodalite, ne kapitalizm,
    ne komünizm ne de ilmî sosyalizm kurtarabilir insanlığı... Çünkü bu sistemlerin hepsi de Hz. Muhammed'e indirilen gerçeklerden habersiz körlerin kurdukları sistemlerdir bunları ne düzeltmek mümkün olur ne de doğrultmak...
    insanlığı ne teokratik düzenler'
    ne de demokrasi veya diktatörlükler kurtarabilir...
    Çünkü hepsi de aynıdır ve körlerin elinden çıkmıştır... Hepsi de Allah'tan başka ilâhlar korlar kendiliklerinden, bu uydurma ilahlar hayat sistemlerini ve idare nizamlarını tanzim ederler. Allah'ın izni olmaksızın hükümler koyarlar ve Allah'tan başkalarının dinlerine tâbi ederler onları,..
    Kur'an âyetlerinden çıkararak söylediğimiz bu gerçeklerin en
    açık delili şu yirminci asrın cahiliyetinin elinde yeryüzünün her tarafını kaplamış olan korkunç bozukluklardır...
    Yeryüzünün doğusunda batısında insanlığın yüz yüze geldiği acı felaketler ve sıkıntılardır bunun delili...
    Feodel idarelerde, kapitalist idarelerde, kominist doktrinlerde ve ilmî sosyalizm savunan sistemlerde karşılaştığımız bu kötü felaketlerdir bunun delili...
    Diktatörlükler ve demokrasiler de bunlardan hiç geri kalmaz... Hepsinde de insanlar bir acı içinde kıvranıyorlar... Hepsinde de bir sıkıntı, bir huzursuzluk ve kararsızlık hâkim. Bahtiyar olanları yok içlerinde...
    Çünkü birinin diğerinden farkı yok... Hepsi de aynı. Hepsi de saydığımız bu körlerin elinin mahsulü...
    Evet Allah'ın resulü Muhammed Mustafa ya gelen gerçeklerden habersiz olan körlerin ortaya attığı sistemler... Halbuki yalnız ve yalnız gerçek odur... Bu körler Allah'ın nizamına ve prensiblerine uymadıkları için, hayatlarını Allah'mın kanun ve emirlerine göre tanzim etmedikleri için huzursuzluk üstüne huzursuzluk getirmektedirler insanlığın başına...
    Şüphesiz ki müslüman — Allah'a inandığı ve Hz. Peygambere
    gelen gerçeğin biricik gerçek olduğunu bildiği için — Allah'ın hayat nizamından başka bütün nizamları reddeder...
    İçtimaî, siyasî, ekonomik ve kültürel sistemlerin hiç birisini kabul etmez. Bir tek sistem tanır, Allah'ın sistemi... Bir tek doktrin tanır, Allah'ın doktrini... Bir tek yol tanır, Allah'ın salih kulları için gösterdiği yol...
    Allah yapısı olmayan bir sistemi, bir nizamı ve bir doktrini benimsemek bizzat insanı Allah'a teslimiyetin sınırları dışına iter.
    Allah'a teslimiyet ise yalnız ve yalnız Allah'ın dinine bağlanmaktır...
    Allah yapısı olmayan bir sistemi kabullenmek islâmın ana mefhumlarına aykırı olduğu gibi, yeryüzünde Allah'ın hilafeti vazifesinin körlerin eline teslimi manasına da gelir...

    YanıtlaSil