18 Kasım 2013 Pazartesi
İslâmdaki vasıflar, bütün peygamberlerin getirdikleri tevhit dininin esaslarını da bir karara bağlıyor. İslama göre tevhit, sadece ulûhiyette değildir. Rubûbiyette de .Allah'ın bir olduğunu" kabul etmek mecburiyeti vardır.
İslâmdaki vasıflar, bütün peygamberlerin getirdikleri tevhit dininin esaslarını da bir karara bağlıyor. İslama göre tevhit, sadece ulûhiyette değildir. Rubûbiyette de .Allah'ın bir olduğunu" kabul etmek mecburiyeti vardır.
Bütün insanların ışlerinde hükümranlık Sadece
Allah'a aittir...
Bu hüküm, kendisinden başkasına ibadet edilmemesini emreden Allahüteâlâdan gelmiştir. Bu hususta Kuranı Kerimin
hassas ifadeleri, "ibadet" i, sonsuz bir itina ile gerçek sahibine tahsis
etmektedir: Hükümranlık sadece Allah'ındır. Beşerin vazifesi ise sadece O'na ibadet etmektir... İşte, "Hak Din" yalnız budur.
Eğer kullar tapınmalarını yalnız Allah'a tahsis etmiyorlarsa, Allah'ın hak dinine mensup sayılamazlar...
Hükümranlığın sadece Allah'a ait olduğunu kabul etmemişlerse yine hâl böyledir.
Şu halde, insan oğlu hayatla ilgili herhangi bir meselede Allah'tan gayrisine kulluk eder derecede boyun bükerse, Allah'a olan ibadetleri de boşa gitmiş olur.
Uluhiyet birliği Rübûbiyet birliğini gerektirir. Rübûbiyet ise hükümranlığın ve ibadetin sadece Allah'a ait olması demektir. Bu iki vasıf birbirinden ayrılamaz- İnsanlar yaptıkları ibadetin şekline göre müslüman veya gayrı müslim sayılırlar.
Müslüman sayılabilmeleri için dinî bağlantılarını,İbadet ve teslimiyetlerini katıksız olarak yöneltmelidirler.
Kur'anı Kerimin bu kesin hükmü; nerede ve ne zaman olursa
olsun, müslim veya gayri müslim, hak dine veya bâtıl yollara bağlanmış herkese münakaşa kapısını kapamıştır...
Hak dinin zaruri kaidelerinden biridir bu... Kim ki Allah'tan başkasını takdis eder ve hayatiyle îlgi herhangi bir işinde Allah'tan başkasının hükmüne boyun
eğerse o kimse ne müslumandır, ne de İslâm diniyle alâkası vardır...
Kim ki Allah'tan başkasına hükümranlık hakkı tanımaz, O'ndan
başkasını yani, O'nun yaratıklarından her hangi birini takdis etmezse; o kimse islâm dinine mensuptur ve müslümandır...
Hangi asırda ve
hangi cemiyet hayatı içinde olursa olsun, bu kaidenin dışında kalan
bütün davranışlar; yenilmesi mümkün olmayan gerçeklerin karşısında âcizlerin başvurduğu istismar yolundan başka bir şey değildir. Allah'ın dini açıktır, bellidir...
Bunun böyle olduğuna sadece yukarda
zikrettiğimiz kaide dahi kâfidir. Bu kaide ve esaslara karşı çıkanlar
Allah'a karşı çıkmış olurlar!...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder