yoldan alıkonuldular. Allah kimi saptırırsa ona doğru yolu gösteren
bulunmaz."...
Şu halde meselenin aslı şudur. Bunlar küfredip iman delillerini gizlediklerinden ve kendi ruhlarını hidayet gerçeklerinden uzaklaştırdıklarından ötürü Allah'ın değişmez kanununa müstahak olmuşlardır. Sonra bu durumlarının doğru olduğunu sanmışlar, düzen ve oyunlarının, hidayet dâvasına karşı yaptıkları hareketlerin iyi ve güzel olduğunu sanmışlardır.
Bunun üzerine Allahüteâlâ da onları
doğru yoldan uzaklaştırmıştır. Dalâlette yürüdüğü için iradei ilâhinin murat ettiği kimseyi doğru yola getirecek birisi yoktur.
Çünkü
kulların yaptıkları hareketler Allah'ın kanunlarının cereyanını icabettiriyorsa kim alıkoyabilir onu?..
Bu sapık ve çarpık kalblerin tabiî sonucu elbette azap olacaktır.
"Onlara dünya hayatında azap vardır."...
Eğer başlarına bir musibet gelir de yurtlarının yakınına bir bela
düşecek olursa korkutur onları, kararsızlık içinde kıvrandırır durur.
Bela geldi gelecek derken yıpranır giderler.
Veya kalbleri imanın
verdiği güzellikten mahrum olur ve katılaşır o zaman da bir başka tûr azap çekerler, lmanın verdiği huzurdan mahrum kalblerin kararsızlığı şüphesiz ki en büyük azaptır.
Hadiselerin gerisindeki büyük hikmeti farketmeksizin büyük musibetlerle karşılaşmak ta bir başka tür azaptır.
Olduğu gibi bırakıyor azabı ve âyeti kerîme insanı hudutsuz tasavvur ve tahayyülerle başbaşa terkediyor:
"Allah'a karşı onları koruyacak kimse de yoktur....
***************************


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder