23 Kasım 2013 Cumartesi

ÖLÇÜ

İnsan, tabiatı itibariyle hayır ve şerre hazırdır. Bunları birbirinden ayırt etme vasıtası ise aklıdır. Ne varki, aklın da sırası geldikçe müracaat edeceği mazbut bir ölçüye ihtiyacı vardır. 
Çünkü akılla içinden çıkılamıyacak mesele olabilir, şüphe ve tereddüt hasıl olur,çeşitli akım ve şehevî duygular aklı yanıltabilir. Mizacımıza, asabımıza, bedenimize ârız olan faktörler aksi istikamette karar verebilir; O da, bu faktörlerden etkilenmiyecek mazbut bir ölçüye muhtaçtır. 
Yanılmamak için ona müracaat eder, alacağı karar isabetli olur.

İşte âdil ve sabit olan ölçü, ilâhi düstur ve ilâh! kitaptır.
İşte bu sahada da gerekli olan o ölçü, sadece Allahu Teâlâ'dan alınmalıdır. Ki o, Allahu Teâlâ'nın gönderdiği Dini İşlâmdır... Özellikle İslâma inananlar için bu sahada da sadece İslâmî ölçüye uymaları zorunludur. Çünkü bu saha hayatın hem de en geniş sahasıdır.. Şu halde kulluğun sahası içindedir. Yani bu sahada da Allah'ın gönderdiği ölçüye uymak, hayatın gayesi olan Allah'a kulluğun gereğidir. Aslında insanlar, burada da başı boş bırakılmamışlardır. 0 halde, özellikle müslümanlar hayatın diğer sahalarında olduğu gibi bu sahada da sadece İslâmî ölçüyle mukayyettirler. İslâmî ölçü ise, şerî hükümlerdir. .
ÖLÇÜ
****************************

2 yorum:

  1. nsan, tabiatı itibariyle hayır ve şerre hazırdır. Bunları birbirinden ayırt etme vasıtası ise aklıdır. Ne varki, aklın da sırası geldikçe müracaat edeceği mazbut bir ölçüye ihtiyacı vardır.
    Çünkü akılla içinden çıkılamıyacak mesele olabilir, şüphe ve tereddüt hasıl olur,çeşitli akım ve şehevî duygular aklı yanıltabilir. Mizacımıza, asabımıza, bedenimize ânz olan faktörler aksi istikamette karar verebilir; O da, bu faktörlerden etkilenmiyecek mazbut bir ölçüye muhtaçtır.
    Yanılmamak için ona müracaat eder, alacağı karar isabetli olur.
    İşte âdil ve sabit olan ölçü, ilâhi düstur ve ilâh! kitaptır.

    YanıtlaSil
  2. Ey Zalim Devlet!
    Zulüm Senin Fıtratından Bir Parça Gibi Oldu
    Hizb-ut Tahrir / Türkiye Vilayeti olarak 18 Eylül 2014 tarihinde başlattığımız "Hizb-ut Tahrir'e Yönelik Yargı Zulmüne Dur De" başlıklı kampanya çerçevesinde, Türkiye'nin birçok şehrinde zulme dur demek için imza stantları açtık. Mescit ve camilerde zalim devletin Hizb-ut Tahrir üyesi dava erlerine yaptığı zulmü Müslüman halka anlattık ve onlardan imza topladık. Şehir merkezlerinde, caddelerde ve meydanlarda imza stantları açtık. Müslüman Türkiye halkı bu faaliyetlerimize çok yoğun ilgi gösterdi.
    Lakin Türkiye Cumhuriyeti, sanki fıtratından bir parçaymışçasına dün olduğu gibi bugünde zulmetmeye devam ediyor. 09 Kasım'da Ankara Keçiören'de, 16 Kasım'da yine Ankara Yenimahalle'de, 21 Kasım'da Malatya'da ve en son 22 Kasım'da Siirt ve Bursa'da toplam 18 Hizb-ut Tahrir üyesi Müslüman kardeşimiz gözaltına alındı. Bursa'da gözaltına alınan kardeşlerimizin içinde 11 yaşında gencecik bir yiğit vardı. Zalim devlet zulmünü ona da ulaştırdı. 11 yaşındaki Sinan, babası ile beraber polisler tarafından gözaltına alındı. Diyarbakır ve başka birçok şehirde devletin zulmünü yöneticilerin ve yetkililerin yüzüne haykırmaktan korkmayan ve bu zulmü tüm halka duyuran stant görevlisi kardeşlerimiz polisler tarafından taciz edildiler. Polisler stantları kaldırmaları için kardeşlerimize baskı uyguladılar.
    Ancak Elhamdülillah! Müslüman Türkiye halkı tüm şehirlerde Hizb-ut Tahrir gençlerinin yanında durdu. Müslümanlar, gözaltına alınan kardeşleri serbest bırakılıncaya kadar karakol ve emniyet binalarının önünden ayrılmadılar. Elhamdülillah! Artık Müslümanlar gerçek dava adamlarına sahip çıkıyorlar. Elhamdülillah! Artık Müslümanlar gerçekten mazlumun yanında saf tutuyorlar. Ve Elhamdülillah! Artık Müslümanlar zalime karşı hakkı haykırmaktan geri durmuyorlar.
    Ey Zalim Yöneticiler! Biz, zulme ve zalime karşı hakkı haykırmayı şiar biliyoruz. Biz, zalim hükümdar (yönetici) karşısında susan dilsiz şeytanlardan değiliz. Biz, vaktin yaklaşmasıyla paçaları tutuşan kâfir yöneticilerin korkulu rüyası olan Raşid-i Hilafet için çalışıyoruz. Biz, zulümlerden korkmadan, musibetlere sabrederek, baskılar karşısında yılmadan ve yalnız Allah Subhanehu Ve Teâlâ'nın vaadine güvenerek yolumuzda yürüyoruz. Bizim yolumuz açık. Biz ufuktaki güneşi görüyoruz. Çünkü biz, önümüzü aydınlatan Rasulullah Sallahu Aleyhi Ve Sellem'in yolunu takip ediyoruz. Ya siz? Burnunuzun ucunu dahi göremiyorsunuz. Çünkü sizi karanlığa sürükleyecek zulme tutunuyorsunuz. Hal bu ki, zulüm ateştir. وَسَيَعْلَمُ الَّذِينَ ظَلَمُوا أَيَّ مُنْقَلَبٍ يَنْقَلِبُونَ "Zulmedenler nasıl bir inkılab ile devrileceklerini, yakında bileceklerdir." [Şuara 227]
    Ey Zalim Devlet! Sana gelince, zulüm fıtratından bir parça gibi oldu. Bugün seni ve köhne demokrasini korumak için koltuk işgal eden yöneticileri seleflerinden ayıran tek şey giydikleri elbiselerdir. O elbiseler bir utanç olarak kıyamet günü yüzlere fırlatılacaktır.
    Ey Müslümanlar! Sizler zulme uğramış kardeşlerinize sahip çıktığınız gibi davanıza da sahip çıkın. Çünkü bu dava sizi 91 yıldır hasretini çektiğiniz devlete kavuşturacaktır. İşte o devlet, Allah Subhanehu Ve Teâlâ'nın emrettiği, Rasulullah Sallahu Aleyhi Ve Sellem'in müjdelediği sizin devletinizdir. İşte o devlet, İkinci Raşid-i Hilafet Devletidir.
    https://www.facebook.com/huseyin.sasmaz.75/videos/vb.100000324607185/1002015113152633/?type=3&theater

    YanıtlaSil