15 Mayıs 2014 Perşembe

Biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler; bundan endişeye düştüler de insan yüklendi onu. O cidden çok zulümkâr, çok cahildir. Ahzab.72

Kur anı kerîm müzminleri doğru, sağlam ve dikkatli konuşmaya, söyleyecekleri sözü ölçülü ve nereye varacağını düşünerek söylemelerini emretmekte, münafık ve bozguncuların ağızlarına bakmamayı, Peygamberleri, rehberleri ve velileri olan Hz. Muhammed
(S.A.) hakkında onların taşkın, sapık, garazkâr ve pis sözlerine kulak vermemelerini emir ve tavsiye buyurmaktadır. Bir de salih amele yol açan güzel söz söylemeye tevcih etmektedir. Çünkü Hz. Allah
doğruların yardımcısıdır, onların hat ve hareketlerini hatadan korumayı, işlerini düzeltip yoluna koymayı kendilerine bir mükafat
olarak vaat etmiştir. Allah, kelime-i tevhid ve salih amel ehlini lütuf ve keremiyle affeder. Hatadan kurtulamayan âdemoğlunun günah ve kusurlarını bağışlar. Ademoğlunu da ancak bu afüv ve bu mağfiret kurtaracaktır.
"Kim Allah'a ve Resulüne itaat ederse muhakkak ki o hakikaten murada ermiş, kurtulmuştur."
Bizzat itaat, en büyük kurtuluş, büyük saadettir, ttaat Allah yolunda doğru olarak yürümektir. Allah yolunda yürümek, insana rahatlık, emniyet ve huzur verir. Hakka giden açık, doğru yolu bulup,
bu yolun yolcusu olmak saadetin ta kendisidir. Ötesinde bundan başka bir mükâfat olmadığını farzetsek bile.. Etrafını kuşatan bütün
yaratıklar kendisiyle beraber olduğu halde emniyetli, nurlu yolda
huzurla yürüyen insan, elbette çevresindekilerin hücum ve eziyetlerine maruz vaziyette gürültülü ve karanlık yolda giden kişi gibi
değildir. Allah ve Resulüne- itaatin mükâfatı, onun içindedir. 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder