Huseyin Sasmaz
Bu âyetlerin ifade ettiği başka bir hakikat de; geçen bölümde
doğrudan doğruya ifade edilen hususlara taalluk etmektedir. Bu hakikat; Ehli Kitabın müşrik olarak kabul edilmesi, düşmanlık ve cihad hususunda onların da müşrikler sınıfına idhal edilmesidir. Onlarla savaşmak emri, umumî olarak verilmiştir... Hem müşriklere, hem de Ehli Kitaba racidir bu emir... Zaten onlar da müslümanlara
karşı topyekün savaşıyorlar. Allah kelâmının daha önce belirttiği gibi bütün tarihî vakıalar da göstermektedir ki; Ehli Kitap ve müşrikler, İslâmı ve müslümanları daima müşterek bir hedef olarak görmüşler ve beraberce hareket etmişlerdir. İslama ve müslümanlara karşı bir harp vuku bulduğunda daima aynı safta toplanmışlardır. Daha önce aralarında ne kadar büyük bir düşmanlık, ihtilaf ve zıddiyet bulunursa bulunsun, hatta inanç meselesinde tamamen ayrı esaslara
sahip olsalar dahi, İslama karşı daima müşterek bir esasta birleşirler.
Bunların hiçbiri, onların topluca Islâmî hareketin karşısına dikilmelerine ve Islâmın varlığına son vermek için beraberce çalışmalarına
mani teşkil etmez.
*
Hususiyle bu son hakikat göstermektedir ki, kitap ehlî de aynen
putperestler gibi müşriktirler.
Keza müşrikler de onlar gibi müslümanlara karşı topluca savaşırlar, öyleyse onların hepsine karşı topluca savaşmak da müslümanların vazifesidir.
Haram ayları değiştirmekte, küfürde ileri gitmektir. Çünkü bu ameliye, Allah'ın indirdiği hükümleri değiştirmektir. Bu ise, küfür üstüne küfür ve küfürde
ileri gitmektir... Bu iki -hakikat serdedilen iki âyeti daha önce ve daha sonra gelen âyetlere bağlamaktadır.
Müşriklere ve Ehli Kitaba karşı yapılacak îslâmî bir hareketin ve umumî bir cihadın önüne dikilen engelleri izale eden âyetlerle kaynaştırmaktadır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder