4 Ekim 2013 Cuma

İSLAMDAKİ ÖLÇÜ

İSLAMDAKİ ÖLÇÜ
İnsan, tabiatı itibariyle hayır ve şerre hazırdır. Bunları birbirinden ayırt etme vasıtası ise aklıdır. Ne varki, aklın da sırası geldikçe müracaat edeceği mazbut bir ölçüye ihtiyacı vardır.
Çünkü akılla içinden çıkılamıyacak mesele olabilir, şüphe ve tereddüt hasıl olur,
çeşitli akım ve şehevî duygular aklı yanıltabilir. Mizacımıza, asabımıza, bedenimize ârız olan faktörler aksi istikamette karar verebilir. O da, bu faktörlerden etkilenmiyecek mazbut bir ölçüye muhtaçtır. Yanılmamak için ona müracaat eder, alacağı karar isabetli olur.

İşte âdil ve sabit olan ölçü, ilâhi düstur ve ilâhî kitaptır.

Görülüyorki ilâhi dinin, değişmeyen (sabit) hakikatlar manzumesi olması gerekiyor.

Zira beşer aklının bütün kavramları için müracaat noktası olacaktır. O, kavramlarını bu potada ölçerek yanlışını ve doğrusunu tanıyacaktır. İlâhi din daima "insanların ilâhi dini kavramları'ndan ibarettir. Buna göre "kaideleri gelişir'* iddiası ilâhi dinin temel kaidesine — özünün ve ölçüsünün değişmezliğine — aykırıdır. Aksi halde zaman içerisinde beşerî kavramlara göre düsturu ilâhiyeye esneklik ve elastikiyet kazandırmak gibi bir tehlikeyle
karşılaşılır ki bu durumda beşeri kavramların arzedileceği sabit ölçü ortadan kalkar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder